

Prof. Dr. Füsun Demirel
Sayın Prof. Dr. Füsun Demirel, eğitim hayatında Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'nden başlayıp ODTÜ ve Gazi Üniversitesi'nde devam eden akademik yolculuğunuz sizi nasıl şekillendirdi?
Mimarlık yolculuğum, temellerini sağlam bir disiplinle attığım Ankara Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi'nde (ADMMA) Kızılay karşılıksız bursu ile aldığım lisans eğitimiyle başladı. Ardından ODTÜ Mimarlık Bölümü'nden Yüksek Onur Derecesi ile yüksek lisansımı, Gazi Üniversitesi'nden ise 1995 Yılı Bilimsel Çalışma Ödülü'ne layık görülen doktora derecemi aldım. Farklı ekollerden ve köklü kurumlardan beslenmek, mimarlığa hem teorik hem de pratik çerçeveden çok yönlü bakmamı sağladı.
Akademik kariyerime Gazi Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olarak adım attım; yıllar içinde öğretim görevliliği, yardımcı doçentlik, doçentlik ve 2006 yılında profesörlük unvanlarıyla devam eden uzun soluklu bir birikim inşa ettim. Mimarlığın estetik ve mekânsal boyutunun ötesinde, insan hayatına doğrudan dokunan iki hayati alanı odak noktama aldım: Binalarda Yangından Korunum ve Mimari Akustik. Biri yaşam güvenliğini, diğeri ise mekânın konforunu ve işlevselliğini tanımlayan bu iki uzmanlık alanı; akademik çalışmalarımın, Türkçe ve İngilizce verdiğim derslerin, danışmanlığını üstlendiğim tezlerin ve yürüttüğüm projelerin merkezinde yer aldı.
Bu birikimi saha ve kamu politikalarıyla buluşturmak benim için her zaman çok kıymetliydi. 2003–2005 yılları arasında bugünkü adıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda "yangın güvenliği danışmanı" olarak görev alarak, Türkiye'deki yapı stokunun güvenliğini belirleyen "Binaların Yangından Korunması Hakkında Yönetmelik"in 2007 ve 2009 versiyonlarının hazırlanmasında aktif rol oynadım ve yazarlığını üstlendim. Uygulama alanında ise Bilkent ve Mersin Şehir Hastaneleri'nin üçüncü taraf yangın danışmanlığı; TBMM Milletvekili Odaları, TSK Genelkurmay Başkanlığı Çeşitli Salonları, Etlik Şehir Hastanesi ve TC Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin çeşitli bina ve salonlarının akustik danışmanlık süreçlerini yürüttüm.
2026 yılında ise Gazi Üniversitesi'ndeki tam zamanlı öğretim üyesi statümden emekli olarak ayrıldım. Ancak akademiden ve öğrenci yetiştirmekten kopmayarak yarı zamanlı statüsüyle derslerime devam ediyorum. Aynı yıl kurduğum "Prof. Dr. Füsun Demirel Yangın & Akustik Danışmanlık ve Eğitim" çatısı altında, 30 yılı aşkın akademik birikimimi ve saha tecrübemi sektöre aktarmaya, projelere değer katmaya devam ediyorum.
Mimarlık alanında neden yangın güvenliği ve akustik gibi konulara yöneldiniz? Ayrıca 2006'dan bu yana Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde profesör olarak görev yapıyorsunuz. Akademik hayatınızda en çok gurur duyduğunuz dönüm noktası nedir?
Gazi Üniversitesi'nde Bilimsel Çalışma Ödülü ile doktoramı tamamlayıp 1996 yılında öğretim görevlisi olunca, ilk olarak doktora tezimle başlayan "Akustik" lisans dersini vermeye başladım.
1997 yılına geldiğimizde ise ODTÜ'deki yüksek lisans sürecimde adım attığım "Yangından Korunum" alanında, ülkemizin duayeni olan ve bugün rahmetle andığım değerli hocamın Prof. Dr. Güner Yavuz'un izinden gitmeye karar verdim. Bölüm yönetiminin de desteğiyle 1997 yılında, Türkiye'deki Mimarlık Bölümlerinde ilk olarak "Yangın" dersini lisans öğrencilerine zorunlu ders olarak veren, akademisyen olma şansını yakaladım. Bugün, Gazi Üniversitesi'nde 30 yıldır sürdürdüğüm bu dersin ülkemizin pek çok farklı üniversitesinde de okutulduğunu görmek, bu meşalenin öncülerinden biri olmak, bana büyük bir gurur veriyor.
Bu alanda yetişen az sayıdaki akademisyenden biri olmam, genç bir akademisyenken hayatımın en önemli dönüm noktalarından birini de beraberinde getirdi. 2003–2005 yılları arasında bugünkü adıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı'nda yaptığım "yangın güvenliği danışmanlığı" beni yoğun bir araştırma sürecine sevk etti. Yaptığım araştırmalar neticesinde bu alanda derinleşmem ve yazdığım makaleler, bildiriler ise profesörlük unvanımı almamda kilit rolü oynadı.
Akustik tarafında ise 2008 yılında öğrencilerimle katıldığım "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Beyoğlu Sahnesi Mimari Proje Yarışması"nda 1.lik ödülünü paylaşmam ve TSK Genelkurmay Başkanlığı'nın çeşitli salonlarının akustik projelerini başarıyla tasarlayıp, üst düzey yöneticilerin takdirini kazanmam, başarı yolumu tamamen açtı. Bu bağlamda, yukarıda da ifade ettiğim üzere 30 yılı aşkın bu akademik ve saha birikimimi, 2026 yılında emekli olduktan sonra kurduğum "Prof. Dr. Füsun Demirel Yangın & Akustik Danışmanlık ve Eğitim" çatısı altında sektöre aktarmaya devam ediyorum.
Uzun yıllardır lisansüstü tez danışmanlığı yürütüyorsunuz. Genç mimarlara ve araştırmacılara yangın güvenliği ile akustik konularında ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?
Genç meslektaşlarıma ve öğrencilerime her zaman söylediğim bir ilke var: "Eğer mesleğinizde iddialı olmak ve duayen seviyesine ulaşmak istiyorsanız, herkesin yürüdüğü popüler yolları değil; zor olan, az kişinin çalıştığı ve bakir kalmış alanları hedeflemelisiniz".
Benim bugün geldiğim noktanın en büyük sırrı, popüler konulardan ziyade henüz çok fazla el değmemiş, nitelikli uzmanlık gerektiren alanlara odaklanmam ve bu alanlarda disiplinli bir şekilde seyretmem olmuştur. Genç mimarlara da en büyük tavsiyem; mimarlığın sadece biçimsel tasarımdan ibaret olmadığını görmeleri, akustik ve yangın güvenliği gibi hayati ve teknik alanlarda da kendilerini yetiştirerek fark yaratmalarıdır.